Sıkça Sorulan Sorular

GENEL KONULAR

  • MEKSER kimdir? Hangi alanlarda faaliyet gösterir?

    MEKSER 35 yıllık sanayi deneyimi ile yüksek kaliteli ve düşük maliyetli endüstriyel ürünlerin temini ve üretimi yapan bir firmadır.

    Firmamız Başkent Organize sanayi bulunmaktadır. Güçlü ticari yapımız ve deneyimli kadromuz ile Modüler Su Depolama sistemleri, ısıtma - tesisat - konstrüksiyon işleri , su yalıtım işleri ile, adblue, safsu, antifiriz ve cam suyu gibi kimyasalların olduğu ürünleri üretmekteyiz

  • Bir konu hakkında hangi birimle irtibata geçmek gerekiyor ? Ve hangi iletişim şekillerini kullanabiliyoruz?

    Web, mail, telefon ve fax yoluyla irtibata geçilebilir.

    Mail adresimiz : info@mek-ser.com

    Telefonumuz: 0 312 641 40 04

    Fax : 0 312 641 15 44

    Ayrıca iletişim formumuzdaki hangi konu hakkında bilgi istiyorsanız o birimle ilgili kısmı doldurarak da size en kısa zamanda ulaşabiliriz.

  • Kredi kartı ile satışlarınız var mı? Var ise hangi avantajlar bulunmaktadır?

    Satış sitemiz www.mek-ser.com.tr ‘dir. Web sitemizin ssl sertifikalı, güvenli mail order satış sistemi bulunmaktadır. Firmamıza gelerek de kredi kartı ile tahsilat yapılabilir. Detaylı bilgi için pazarlama ve satış departmanımızdan da bilgi alabilirsiniz.

     

MODÜLER SU DEPOLARI

  • Modüler su deposu nedir?

    Modüler su deposu parçalar halinde fabrikasyon olarak üretilmiş, yerinde montaj olan bir depo türüdür.Yerinde civatalı birleştirildiği için en dar yerlerde bile en büyük depolar kaynak işlemi olmadan montaj yapılabilir. Nakliyesi avatajlıdır. Üzerinde ek işlemler olmadığı için son derece dayanıklı ve temiz bir sistemdir.

    Kaynaklı depolar ve plastik depolardaki dezavantajlar bu sistemde yoktur. 1 m3 ile 3000 m3 arasında üretilebilir.

  • Depolarda kullanılan malzeme alternatifleri nelerdir? Hangi malzeme alternatifini seçmeliyiz?

    Depolanacak olan sıvının niteliğine göre değişkenlik gösterir. Paslanmaz 304 , 316 kalitelerde , galvaniz ve boyalı alternatifleri vardır. Ayrıca özel kaplamalı alternatiflerimizde mevcuttur. Örnek olarak sadece kullanma ve sulama amaçlı kullanım istiyorsanız galvaniz veya boyalı tip öneririz. İçme suyu depolama amaçlı kullanılacaksa paslanmaz veya kaplamalı depoları öneririz.

     

  • Depo kapasiteyi neye göre belirlenir?

    Kullanılacak olan yerdeki ihtiyaca göre belirlenir. Örnek olarak ortalama bir apartman dairesinin günlük kullanımı 250lt ile 500 lt arasında değişir. 20 daireli bir apartman için içme ve kullanma suyu deposu olarak ortalama 10 m3 lük bir depo seçilmesi halinde su kesintilerinde 1 günlük ihtiyacı karşılayacaktır.

  • Teklif alırken nelere dikkat etmeliyiz?

    Satış personelimize en boy yükseklik ve kapasitenizi bildirmeniz yeterlidir. Ayrıca malzeme alternatifinin seçiminde de kullanım yerini ve depolanacak sıvının niteliklerini de belirtmeniz gerekmektedir. Yükseklikler aşağıdaki gibidir.

  • Depo montajı esnasında mevcut binamıza zarar verilir mi?

    Hayır zarar verilmeden , bir insanın geçebileceği kadar bir yerden geçerek montaj mahallinde deponun montaj işlemi gerçekleştirilir.

  • Depo kurulumunu düşündüğümüz mahal nasıl olmalıdır?

    Mahallinizde gerekli depo hacmini sağlayacak bir alan olması gerekmektedir. Şekildeki boşluklar için yer olmalıdır. Ayrıca zemininde düzgün olması gerekmektedir. Eğer ki zemin düzgün değil ise (meyilli ve bozuk) beton kaide veya plastik kaide alternatiflerimiz vardır.

  • Zeminiz fayans veya karo buraya beton atmamıza gerek var mıdır?

    Eğer zemininiz de meyil yok ise beton kaideye gerek yoktur. Plastik kaide alternatifleri ile depo zemine sorunsuz bir şekilde yerleştirilebilir.

  • Depolanacak sıvının niteliği niçin önemlidir? Kuyu suyu, atık sular depoya zarar verir mi?

    Depolanacak sıvının niteliği malzeme seçimi konusunda en önemli kriterdir. Suyun niteliklerini satış personelimize bildirdiğiniz takdirde sizin için en uygun çözüm bulunacaktır.

  • Depo montaj edildikten sonra deponun üzerine yük koyabilir miyiz?

    Hayır, deponun üzerine hiçbir yük gelmemelidir. Sadece kendi ağırlığını taşıyabilecek şekilde dizayn edilmiştir.

  • Depoyu nasıl montaj yapıyorsunuz? Sızdırmazlığı nasıl sağlıyorsunuz ? Ve depolar hangi parçalar ve elemanlardan oluşur?

    Modüler depolarımız taban, tavan ve yan modüller oluşur. Her bir parçası birbiri içinde aynı yapıya sahiptir. Birleştirme şeklimiz modüller arasına conta konularak, cıvata ile gerekli tork da sıkma işlemi sonrasında montaj edilmektedir. Sızdırmazlık aradaki conta vasıtası ile sağlanmaktadır.

  • Modüler depoyu montaj ettikten sonra başka bir mahalle gerek duyulduğu takdirde taşınabilir mi? İstenildiğinden tekrar kapasite artırımı ve düşüşü yapılabilir mi?

    Evet taşınabilir. Depolarımızın her bir parçası birbirine cıvatalı bir konstrüksiyon ile birleştirilmiş olduğundan dolayı tekrar de monte - monte imkanı vardır. Ayrıca yeniden de monte -monte esnasında kapasitesinde de değişiklik yapılabilir.

  • Depo üzerinde bulunması gereken ağızlar nelerdir ?

    Aşağıda tanımlanmıştır.

  • Modüler depoların temizliği ve periyodik bakımı nasıl yapılır? Kimyasal bir madde ile temizlik yapmak uygun mudur?

    Depo bakımı yetkili firmamız tarafından yapılmalıdır.

    • Depolarda bekleyen sular nedeni ile , suyun niteliğine bağlı olarak kir, tortu, paslanma ve korozyon oluşabilir. Depolara yapılan periyodik bakımlar ile bu tür tehlikeler atlatılır, deponun ömrünün uzaması sağlanır.
    • Depolarda bekleyen sular , ayrıca içeride bakteri oluşumuna sebep olur ve bu bakteriler depo temizliği yapıldığında yok olur.
    • Şebeke sularında  gelen klor gibi malzemeler özellikle paslanmaz depoların metal kısmı ile etkileşime geçer ve korozyon başlatır. Eğer müdahale edilmez ise depolarda delinmeler başlar.
    • Depoya dışarıdan gelebilecek paslanmaya neden olan veya kendisi pas nitelikli malzemeler depo yüzeylerinde yapışarak yer ederler, zaman içerisinde çoğalarak depoya ve içerisindeki suya zarar vermeye başlarlar.
    • Modüler depolarda  en büyük etkiyi devamlı gerilim halinde bulunan gergi çubukları görür. Eğer gergilerdeki tahribat için tedbir alınıp önlenmezse, gergi çubuklarının kopmasına,  deponun patlamasına neden olabilir.
    • Depo üzerindeki vana, havalık, flatör, seviye göstergesi gibi armatörlerinde zaman zaman mutlaka bakımlarının yapılması gereklidir. Aksi takdirde bu cihazlar zaman içerisinde özelliklerini kaybeder, paslanır ve çalışmaz hale gelir.
    •  

MEKBLUE ÜRÜNLER

  • AdBlue® Nedir?

    AdBlue® %32.5 üre ve %67.5 sudan oluşan temiz, zehirli olmayan, yanmayan ve kokusuz bir solüsyondur. AdBlue dizel yakıtlı ağır hizmet taşıtlarının oluşturduğu NOx-emisyonunu kimyasal olarak azaltır. Renksiz ve toksik olmayan bir sıvıdır. AdBlue, Euro 4-5-6 standartlarını karşılayan SCR'li dizel araçlar için kullanılması zorunlu bir üründür.

  • Kullanım Şekli Nasıldır?

    AdBlue® teknolojisi sayesinde çevreye zarar veren NOx gazların temizlenmesi sağlanmaktadır. Ağırlıklı olarak ticari araçlarda kullanılır. AdBlue® kullanımı için araçlara ek tanklar konulmuştur. Bu tanklar SCR sisteminin Adblue® tanklarıdır. Adblue® bu özel ısıtmalı tanklarına doldurulur.

     

  • AdBlue tüketim miktarı nedir?

    Ticari araçlarda yaklaşık olarak 100 km’ de 1,4 litre AdBlue® harcanmaktadır.

  • Araçta AdBlue® Bitmesi Durumunda Ne Olur?

    SCR teknolojisiyle donatılmış araçlarda sisteminin çalışmasını kontrol etmeye yarayan sensörler mevcuttur. Eğer AdBlue® tankı boş ise, motor durduktan sonra bir daha çalışmaz Eğer sistem bu aşamaya geçmiş ise aracın tekrar çalışabilmesi için AdBlue® dolumu gerekir. Kullanılmaz ise İzin verilen emisyon düzeylerinin aşılmasında katalizör kısa sürede hasar görür. Filtrelerden sıvı geçişi sağlanmadığı için filtreler kurur ve büzüşür. Sonuçlar OBD sistemi (Cihaz Üzerindeki Diyagnostik Sistem) içinde saklanır.

  • AdBlue® Faydaları Nelerdir?
    1. Çevreye verilen zararı azaltır. Temel faydası budur. Bir karşılaştırma yapabilmesi için AdBlue kullanan 35 yeni araç SCR sistemi olmayan 10 yaşındaki eski bir aracın çıkardığı katı madde ile aynı miktara sahiptir.
    2. Yapılan testlerde AdBlue mazot tüketimini %3'e varan oranlarda azalttığı görülmüştür.
  • AdBlue® Mekanik Değerleri Nelerdir?
    1. 20°C'de AdBlue özgül ağırlığı 1087 - 1093 kg/m3'tür. Dolayısı ile sudan ağırdır. Bu nedenle 18 lt ambalaj , yaklaşık 19,6 kg gelir.
    2. Donma noktası -11,5°C dir. Fakat tekrar tekrar yeniden eritilerek kullanılabilir.
    3. Güçlü aşındırıcı özelliklere sahip olduğundan karbon çelik, bronz , galvaniz gibi metaller, ve bazı  plastiklerle temas etmemelidir. Bu nedenle en az 304 kalite paslanmaz çelikten imal depolarda  ve önerilen plastiklerde depolanması tavsiye edilir.
    4. Ürün yaklaşık 9.0 pH değeriyle kısmen alkalindir.
  • Lisanssız Ürün Kullanılması Durumunda Ne Olur?

    Adblue®, özel hammaddelerden üretilmektedir. Lisanssız ürünlerde kullanılan tarımsal üreler, AUS32 standardını karşılayacak üreyi sağlayamamanın yanında, ihtiva ettiği diğer ağır metallerden dolayı Seçimli Katalitik İndirgeme sistemine hasar verir. Araç olduğundan daha fazla Adblue® tüketmeye başlar fakat egzozdan atılan zararlı gaz miktarı gerektiği kadar atılamadığı için atılan duman basıncı motor sistemine büyük hasar verebilir.

  • AdBlue® Saklama Koşulları nedir?
    • İyice gölge ve kuru bir yerde -11° C ilâ +30° C arası sıcaklık şartlarına uyulması şartıyla, saklama ömrü en fazla 12 aydır.
    • Ürün direkt gelen güneş ışığından korunmalıdır.
    • Ürün yakıt, yağ, gres, deterjan ve diğer maddelerle kesinlikle karıştırılmamalı ve hiçbir yabancı madde ile temas ettirilmemelidir.
    • AdBlue® toksik değildir ve uygun şekilde kullanılırsa insanlara, hayvanlara veya çevreye karşı herhangi bir risk oluşturmaz. Ürün yaklaşık 9.0 pH değeriyle kısmen alkalindir ve bu nedenle alüminyum, pirinç, yumuşak çelikle doğrudan temas ettirilmemelidir. Paslanmaz çelik ve plastik tanklar ve fittingler tavsiye edilir.
    • AdBlue® ile çalışılırken alınması gereken önlemler arasında deri ve gözlerle temas etmesinden kaçınmak bulunmaktadır. Ayrıca, eğer zemine dökülürse kayma tehlikesi arz eder.
    • AdBlue® yanıcı değildir. AdBlue® - 11,5 °C’de donmaya başlar. AdBlue® donduktan sonra da eritilerek kullanılabilir. AdBlue® eridikten sonra sorunsuzca kullanılabilir.
  • Araç Sahipleri Ve Kullanıcılarının SCR Sistemi İle İlgili Dikkat Etmesi Gereken Noktalar
    • AdBlue® deponuzu yılda en az bir kez temizletmeniz gerekmektedir. Kirli AdBlue® deposu özellikle yüksek maliyetli olan AdBlue® pompanızın arızalanmasına neden olmaktadır.
    • AdBlue® deponuza AdBlue® haricinde bir sıvı konulması durumunda SCR sisteminde büyük hasarlar meydana gelmektedir.
    • Uygun olmayan ortamda veya uzun süre bekletilen AdBlue®’nun araca konulması durumunda filtre tıkanması ve AdBlue® enjektörü arızası meydana gelmektedir.
    • Standart dışı üretilen AdBlue® (AUS 32) kullanılması SCR sistemindeki bir çok parçaya ciddi zararlar vermektedir.
    • AdBlue® sisteminin (SCR) düzenli olarak bakım ve kontrollerinin üretici tavsiyeleri doğrultusunda yapılması gerekmektedir.
    • SCR sistemi kontak kapandıktan sonra hava basarak kendi kendini temizlemek için bir süre daha çalışması gerekmektedir. Kontak kapatıldıktan sonra akü devre kesici ile aracınızın elektrik sisteminin kapatılmaması gerekmektedir.
    • AdBlue® aşındırıcı bir sıvı olduğundan dolayı zamanla AdBlue® deposundan ufak parçalar sökerek sistemin içerisine gönderebilmektedir. Bundan dolayı özellikle filtre değişiminin sistem ömrü açısından büyük önem taşımaktadır.
    • Kullanıcıların AdBlue® deposunda farkettiği herhangi bir sızdırma durumunda en yakın zamanda deponun uygun onarımı veya değişimi gerekmektedir.
    • SCR sitemi içerisinde bulunan elektronik elemanlar ve sensörlerin (ısı sensörü, sıcaklık sensörü, seviye sensörü, gaz sensörleri vb…) görevlerini verimli şekilde yapabilmeleri için elektriksel sistemin bakımı ve kontrolleri periyodik olarak yapılmalıdır.
    • Aracın AdBlue® tüketimini engellemek için yapılan SCR sisteminin iptal edilmesi durumunda katalizörde çok ciddi kurum birikmesi sonucunda tıkanıklık meydana gelerek sistemde çok yüksek maliyetli zarar oluşturmaktadır.
    • İptal edilmiş SCR sisteminin tıkanması sonucunda,  motora yüksek kompresyon etkisi yaptığı için araç motorunun zamanla zarar görmesi kaçınılmazdır.
    • İptal edilmiş SCR sisteminin tekrar devreye alınmasından kısa bir süre sonra, sistemde yüksek maliyetli arızalar görülmektedir.
    • Egzoz gaz sensörünün zehirli gazları algılamasını engellemek için üzerinin kapatılması durumunda da SCR sisteminde yüksek maliyetli arızalar meydana gelmektedir.
  • SCR Ne Demektir?

    SCR, Seçici Katalitik İndirgeme (Selective Catalytic Reduction) demektir ve dizel motorların egzoz gazındaki nitrojen oksit (NOX) emisyonlarının azaltılmasını sağlayan bir teknolojidir. Egzoz gazına %32.5 üre ve %67.5 sudan oluşan AdBlue® solüsyonunun enjekte edilmesini temel almaktadır. AdBlue®'daki üre, yüksek sıcaklıktaki egzoz gazıyla tepkimeye girerek amonyağa (NH3) dönüşür ve bu amonyak, katalitik konvertörde nitrojen oksitler (NO ve NO2) ile tepkimeye girerek zarasız nitrojen (N2) ve su (H2O) buharına dönüşür.

  • AdBlue tankına su eklenebilir mi ?

    Adblue suyu saf su içerir. Adblue çoğunlukla saf sudur. Daha fazla su ekleyerek araç giderlerini düşürmek gibi bir düşünce büyük hasar yol açar.Fakat çözeltideki mineral yoğunluğunu değiştirmek sistemin tamamının bozulmasına yol açar. Adblue %67.5 deionize (mineralsiz - iyonsuz) sudur. Tanktaki minreal dengesi değiştirilerek SCR (seçici egzos filtresi) ekstra doza maruz kalır. Bu durum aşağıdaki sonuçları doğurur. Adblue SCR sistemi adblue sistemini besleyemez. Adblue sistemi ECU (elektronik kontrol ünitesi) 'ya gücü azalma sinyali verir. Çünkü NOx gazlarının oranını azaltmak ister. Böylece ortaya büyük hasar çıkabilir.

  • Kimler Adblue üretebilir ?

    AdBlue®, VDA (Verband der Automobilindustrie e.V - Otomobil Endüstrisi Derneği ) tescilli markasıdır. Dünya çapındaki tüm markalarında AdBlue® kullanma lisansına sahiptir. Kimyasal üretim yapan firmalar tarafından üretilir ve sadece lisanslı üreticiler ve distribütörlerin AdBlue® ismini kullanma yetkisi vardır. Bu nedenle satın alınan AdBlue ürününün VDA lisansının olup olmadığı sorgulanmalıdır.

  • Adblue satın alırken nelere dikkat edilmelidir ?
    1. Üretici firmanın AdBlue® tescilli markasına ve TS 22241-1 standartlarına sahip olduğuna dikkat edilmelidir.
    2. Ürünün son kullanma tarihinin geçmediğinden emin olunmalıdır.
  • Adblue ile temas edilirse veya araç üzerine dökülürse ne yapılmalıdır?

    Üzerinize ve cildinize AdBlue® döküldüyse bol su ile yıkamanız gerekir. AdBlue araç üzerine dökülürse, yüzeyi suyla temizleyiniz, boya üzerinde kuruyup kristalleşmesi boyalı yüzeylerde korozyona neden olabilir.

  • Çevreye yönetmeliği açısından bilinmesi gerekenler nelerdir ?
    1. Çöpe atılmamalı, sıvı halde kanalizasyona dökülmemelidir. Çevreye atılmamalıdır.
    2. Temizlemek gerektiğinde toplanmalı, bertaraf etmek üzere uygun kaplarda biriktirmeli, ulusal yönetmeliklere uygun biçimde bertaraf edilmelidir.

Teknik Bilgiler

  • Depo bakımı için bir genelge var mı?

    Depo temizlik ve bakım ile ilgili Sağlık Bakanlığına ait bir genelge vardır.

    Depoların 6 ayda bir temizlenmesi gerekiyor.

  • Kazan bakımları ile ilgili bir genelge var mı?

    Kazan ve basınçlı kaplar ile ilgili bir genlge vardır.

    Kazanların yılda bir periyodik bakımlarının yapılması gerekir.

    Konu ile ilgili döküman için tıklayınız.

  • Depo hidrofor ile ilgili garanti şartları nelerdir?

                   DEPO – HİDROFOR GARANTİ ŞARTLARI

    • Garanti süresi, malın teslim tarihinden itibaren başlar ve 2 yıldır.
    • Garanti sürecinin başlaması için aşağıdaki şartların yerine gelmesi gerekir.
    • Aşağıda yer alan hususlara aykırı kullanılmasından kaynaklanan arızalar garanti kapsamı dışındadır. Elektrik malzemeleri garanti kapsamı dışındadır
    • Deponuzun mutlaka her 6 ayda bir bakım ve temizliğini yaptırmak gerekmektedir.
    • Depo temizliği asla niteliği bilinmeyen kimyasallarla yapılamaz. 
    • Deponun üzerine çıkılmamalı ve ağır malzemeler koyulmamalıdır.
    • Depoyu montaj sonrasında hareket ettirmemek gerekir.
    • Deponun kapağı açık bırakılmamalıdır.
    • Deponun bulunduğu ortamı havalandırarak nemli korozif ortam oluşması engellenmelidir.
    • Deponun yakınında kesinlikle kaynak ve taşlama işlemi yapılmamalıdır. 
    • Depoya tesisat çekildiğinde depo rekorlarına yük binerek kırılmaması için tedbir alınmalıdır.
    • Deponun tesisat bağlantıları nedeni ile kasıntıya uğramaması için depo çıkışına flexi borular bağlanmalıdır.
    • Tesisat çekilirken depo flatörlerinin dönmemesine dikkat edilmelidir.
    • Deponun dış yüzeyini darbelere karşı korumak gerekir.
    • Yukarıda belirtilen şartlarda ve bakım talimatlarına uyulduğu taktirde depo montaj tarihinden itibaren 2 yıl garantilidir. 
  • Depo taşıyıcı zemin betonu ile ilgili dikkat edilmesi gereken konular nelerdir?

    DEPO TAŞIYICI  BETONU İLE İLGİLİ BİLGİLER

    Kullanılan beton kalitesi en az C25 olmalıdır. Biz sorun yaşamamanız için C30 beton kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Betonun teknik özellikleri ve karışım oranları şu şekildedir.

          1 m³ Beton içeriği:

          Çimento:          340 Kg

          Su:                  200 Kg

          İnce Agrega:   757 Kg

          Kalın Agrega:1135 Kg

          Basma Dayanımı:300 Kg/cm²

    Beton kalınlığı minimum 10cm olmalıdır. Yer ve zamanın uygun ise 15 cm kalınlık tavsiye ediyoruz.

    Betonun normal ortam sıcaklığında (20 ºC) kürlenme süresi 28 saattir. Bu sürenin altında depoyu monte etmeyiniz. Eğer betona buhar verme imkânı var ise 8 saatte kürünü tamamlar. Kış şartlarında soğuk ve mukavemet için beton katkı kimyasalları kullanılmalıdır.

    Daha mukavemetli olması istenilen depolarda 1m³ beton içine 35 kg dramix çelik tel katılabilir veya beton içine elyaf serilebilir.

    Kaide yüzeyi düzgün ve eğimsiz olmalıdır. Zeminde eğim var ise beton kaide ile eğim yok edilmelidir.

    Bu önerilen beton kaide ile depo aralığını tek başına taşıyıcı nitelikte değildir. Esas taşıyıcı bu kaide altındaki zemindir. Zemin yüzeyinde çökme olmamasını sağlamak için uygun nitelikte ve mukavemette beton atılmalıdır.

    Beton kaide ölçüleri verilen ölçülere uygun olmalı. Büyük veya küçük ebatlar depo montajına engel niteliktedir. Depo ile duvar aralarındaki boşluklara kesinlikle beton atılmamalıdır.

  • Depo temizlik ile ilgili çalışma prosedürünüz nasıldır?

     

  • Depo kaplama ile ilgili prosedürünüz nasıldır?
  • Endüstriyel kaplamalar ile ilgili kullanılan ürünler ve çalışma hakkında bilgi verir misiniz?
  • Isı cihazları bakımları için neler yapıyoruz ?
  • Adblue ürünü için belgeleriniz ve üretim hattı hakkında bilgi verir misiniz?
  • İçme suyunda ölçümü yapılan parametreler ve içme suyu standartları


          İÇME SUYUNDA ÖLÇÜMÜ YAPILAN PARAMETRELER ve İÇME SUYU STANDARTLARI

          

    İçme sularında aşağıda ayrıntılı bir şekilde izah edilen bakteriyolojik, fiziksel ve kimyasal parametrelerin ölçümleri yapılmaktadır:

    1. Kaliform Bakteriler:
    Bulaşıcı bağırsak hastalıkları, dışkı ile kirlenmiş sular vasıtasıyla taşınırlar. Enfeksiyonlu kişilerin dışkılarında bulunan patojen, yani hastalık yapan organizmalar arasında bakteriler, virüsler, parazitler, protozoalar ve parazitik kurtlar yer alır. Su kaynaklarının dışkı ile kirlenip kirlenmediğini tayin etmek için aslında kendisi patojen olmayan koliform bakteriler indikatör organizma olarak kullanılır. Bu indikatör organizmaların tipik örnekleri Escherichia coli ve fekal streptokok bakterilerdir; her ikisi de insan barsaklarında bulunurlar. Bu organizmaların içme suyunda hiç bir surette bulunmamaları gerekir.

    2. Sıcaklık:
    Bu parametre tamamen damak tadına hitap etmektedir. En uygun sıcaklık 1 0-12°C civarındaki sudur.
    Çeşitli standartlarda sıcaklık değeri şöyledir:
          * TSE: 12-25°C
          * EC: 12-25°C

    3. pH:
    Suyun pH'si, içinde çözünmüş halde bulunan C03-2 , HC03-, C02 ve OH- iyonlarına bağlıdır. pH'si düşük, yani asidik olan sularda C02 ve HCOr iyonları baskındır. pH'sl 6.5'dan düşük olan sular asidiktir ve dolayısıyla aşındırıcı bir etkiye sahiptir. Buna bağlı olarak arıtma tesislerinde, şebeke sisteminde ve evlerde metaller üzerinde aşındırıcı etki yapmaktadır. Bu yüzden içme suyunda ilave kirlilik yaratmaktadır. pH'si g.5'ten fazla olan suda tat problemi ortaya çıkar; suya sabunumsu bir kayganlık hissi verir. Ayrıca, bu tür suların taş yapma özelliği olur. pH'nin düşük ya da yüksek olması en başta endüstriyel kirlenmeye bağlıdır. Ayrıca, suyun geçtiği topraklar da pH'yi etkilemektedir. Yine, organik maddelerin su içinde bozunması sonucu suyun pH'si değişebilir. NH3 oluşumunda pH yükselir; C02 ve H2S oluşumunda ise pH düşer.
    Çeşitli standartlarda pH değeri şöyledir:
          * TSE: 6.5-9.5
          * EC: 6.5-9.5
          * WHO: 6.5-8.5
          * EPA: 6.5-8.5

    4. Renk:
    Suda renk fazlalığı istenmez. Çünkü bu durum, suda çözünmüş halde bulunan demir, mangan, krom, nikel gibi metal iyonları ile organik bileşiklerin varlığını göstermektedir. Ayrıca, estetik açıdan da suda renk istenmemektedir. Sudaki renk, bitkilerin bozuşması, toprak yapısı, evsel ve endüstriyel kirlenme sonucu olabilir.
    Çeşitli standartlarda renk değeri şöyledir:
          * TSE: 20 birim
          * WHO: 1-15 birim
          * EPA: 1-15 birim

    5. Bulanıklık:
    Bulanıklık öncelikle estetik açıdan önemlidir ve suyun tadını da etkiler. Suda bulunan askıdaki katı maddeler ve çözünmüş organik maddeler bulanıklığa neden olmaktadır. Dolayısıyla, istenmeyen maddelerin varlığına işaret etmektedir. Öte yandan, bulanıklığı yüksek olan sular klorlandığı zaman, çok daha zararlı ürünlerin ortaya çıkacağından kuşkulanılmaktadır. Bu yüzden iyi bir klorlama için bulanıklık 1 değerinden düşük olmalıdır. Bulanıklığın kaynağı, endüstriyel kirlenme, evsel kirlenme ve doğal bozunma olabilir.
    Çeşitli standartlarda bulanıklık değeri şöyledir:
          * TSE: 1 NTU
          * EC: 1 NTU
          * WHO: 5
          * EPA: 1

    6. İletkenlik:
    İletkenlik suda çözünmüş iyonların bir fonksiyonudur. Bu sebeple, izleyici bir parametredir. İçme suyunda iletkenlik artışı, suyun kirlendiğini ya da suya deniz suyunun karıştığını göstermektedir.
    Çeşitli standartlarda iletkenlik değeri şöyledir:
          * TSE: 2500 µmhos/cm
          * EC: <400 µmhos/cm

    7. Klorür:
    Klorür, suda tat ve aşındırma problemi yaratır. Fazlası tuzluluk hissi verir. Şebeke sistemini, şofbenleri, çamaşır ve bulaşık makinelerini olumsuz yönde etkiler. Sürekli içimi halinde böbrek ve yüksek tansiyon problemleri ortaya çıkabilir. Ayrıca, izleyici bir parametredir. Artması halinde ya deniz katkısı ya da endüstriyel bir kirlenmeden şüphe edilmelidir.
    Çeşitli standartlarda klorür değeri şöyledir:
          * TSE: 600 mg/l
          * EC: 250 mg/l
          * WHO: 250 mg/l
          * EPA:250 mg/l

    8. Serbest Klor:
    Suya sağlıklı bir dezenfeksiyon için katılır. Fazlası tat ve koku problemine yol açar. Ayrıca, oluşabilecek yan ürünler suda önemli ölçüde sağlık problemleri oluşturur. Özellikle, sağlık açısından sorun teşkil eden yan ürünleri arasında trihalometanlar (THM), klorofenoller, klorlu organik bileşikler bulunmaktadır. Kanserojen olabilirler; kötü koku yaparlar; tadı olumsuz etkilerler. Bu yüzden renkli ve bulanık sularda klorlama yapılmamalıdır.
    Çeşitli standartlarda serbest klor değeri şöyledir:
          * TSE:0.5 mg/l CI2
          * WHO:5 mg/l C12

    8. Sülfatlar:
    Suların tadını bozarlar ve aşındırıcı etki meydana getirirler. Fazla sülfatlı sular acımtıraktır, ishale sebep olabilirler. Aşındırıcılığı daha çok metal aksamlar ve beton sistemlerde görülür. Kaynağı evsel ve endüstriyel kirlenmedir.
    Çeşitli standartlarda sülfat değeri şöyledir:
          * TSE: 25-250 mg/l S04
          * EC: 25-250 mg/l S04
          * WHO: 250 mg/l
          * EPA: 250 mg/l

    9. Kalsiyum:
    Kalsiyumun vücut açısından doğrudan zararlı etkisi yoktur. Hatta, kemik yapısı için yararlı olabileceği bile iddia edilmektedir. Ancak, içim bakımından problem teşkil eder. Öte yandan, suyun taş yapma potansiyeli de artar. Çok düşük olması aşındırıcı etki yaratabilir. Sudaki kalsiyum suyun geçtiği toprak yapısına bağlıdır.
    Çeşitli standartlarda kalsiyum değeri şöyledir:
          * TSE: 200 mg/l Ca
          * EC: 100 mg/l Ca

    10. Magnezyum:
    Fazla olması durumunda gözlerde tahribata yol açar. ishal yapıcı etkisi ortaya çıkar. Sudaki magnezyum, suyun geçtiği toprak yapısına bağlıdır. Suya acılık verir.
    Çeşitli standartlarda magnezyum değeri şöyledir:
          * TSE: 50 mg/l Mg
          * EC: 50mg/l Mg

    11. Sodyum:
    Fazlası tat problemi oluşturur. Tuzluluk hissi verir. Soydum fazlalığı evsel ve endüstriyel kirlenme, toprak yapısı ve deniz katkısından kaynaklanabilir.
    Çeşitli standartlarda sodyum değeri şöyledir:
          * TSE: 175 mg/l Na
          * EC: 200 mg/l Na
          * WHO: 200 mg/l

    12. Potasyum:
    Etkisi sodyuma benzerdir. Kaynağını endüstriyel kirlenme, tarımsal gübreler ve toprak yapısı oluşturur.
    Çeşitli standartlarda potasyum değeri şöyledir:
          * TSE: 12 mg/l K

    13. Alüminyum:
    Fazlası suyun rengini bozar, bulanık mavimtrak görüntü verir. Böbreklerde tahribat yapar. Alzheimer hastalığı yaptığına dair iddialar vardır. Alüminyum fazlalığı su arıtımında aşırı alüminyum sülfat kullanılmasından, endüstriyel kirlenmeden veya toprak yapısından kaynaklanabilir.
    Çeşitli standartlarda alüminyum değeri şöyledir:
          * TSE: 0.2 mg/l AI
          * EC: 0.20 mg/l AI
          * WHO: 0,20 mg/l
          * EPA: 0,20 mg/l

    14. Sertlik:
    Bazı standartlarda maksimum sınır olarak 500 mg/I CaC03 verilir. Sudaki kalsiyum ve magnezyumun bir fonksiyonudur. Çok sert suların içimi hoş olmaz; bu tür sularda sabun / deterjan köpürmez, dolayısıyla daha fazla sabun / deterjan harcanır. Ayrıca, taş / kireç yapma özelliğinden dolayı sıcak su tesislerinde istenmez. Suların sertliği kaynaktan / toprak yapısından kaynaklanmaktadır.
          * TSE:
          * EC:
          * WHO: 500 mg/l CaC03
          * EPA:

    15. Nitratlar:
    Sürekli olarak yüksek oranda nitrat içeren suları içmek (6 ay) ölüme yol açabilir. Boğaz hastalıklarına ve kan hastalıklarına yol açabilir. Bebeklere kesinlikle nitratilı sular içirilmemelidir. Midelerinde nitrite indirgenerek mavi hastalık denilen kan zehirlenmesine neden olur ve ölüme sebebiyet verir. Evsel ve endüstriyel kirlenmeden ve tarımda kullanılan gübrelerden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda nitrat değeri şöyledir:
          * TSE: 50 mg/l N03
          * EC: 50 mg/l N03

    16. Nitritler:
    Nitratlara benzer etki gösterirler, ancak çok daha tehlikelidirler. Kan zehirlenmesine, kanda oksijen taşınmasını engelleyerek oksijensizlikten boğulmaya sebep olurlar. Kaynağını endüstriyel kirlenme ve gübreler oluşturur.
    Çeşitli standartlarda nitrit değeri şöyledir:
          * TSE: 0,5 mg/l N02

    17. Amonyum:
    Tat ve koku problemi oluşturur; insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi vardır. Sudaki amonyumun varlığı, suya evsel atıkların karıştığını göstermektedir. Dolayısıyla, bu tür sular potansiyel hastalık yapıcıdırlar. Evsel ve endüstriyel kirlenmeden, gübrelerden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda amonyum değeri şöyledir:
          * TSE: 0,05 - 0,5 mg/l NH4
          * EC: 0,05 - 0,5 mg/l NH4

    18. Deterjanlar:
    Deterjanlar suda tat ve koku problemi yanı sıra köpüklenmeye de neden olurlar. Ayrıca, uzun süre deterjan yutulması kanserojen etki oluşturmaktadır. Evsel ve endüstriyel kirlenmeden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda deterjan değeri şöyledir:
          * TSE: 200 µg/I
          * EPA: 500µg/l

    19. Fenoller:
    Fenollerin suda varlığı tat ve ko ku problemlerine sebep olur. Özellikle suyun klorlanması sonucu meydana gelen klorofenol bileşikleri çok düşük konsantrasyonlarda bile koku problemi meydana getirirler. Deri ve mukozada tahribata yol açmaktadırlar. Sudaki fenoller, ilaç, petrokimya, plastik sanayi, organik kimya sanayi atıksularının rezervuarlara ulaşmasından kaynaklanır. Kömür işleme tesislerinin en önde gelen bileşiklerindendir.
    Çeşitli standartlarda fenol değeri şöyledir:
          * TSE: 0.5 µg/I
          * EC: 0.5 µg/I

    20. Demir:
    Demirin suda aşırı bulunması suya metalik bir tat verir. Suda renklilik yapar. Bunlar sağlık bakımından bir sorun teşkil etmezler. Ancak, çamaşırhaneler, tekstil sanayi, sabun, diş macunu imalatı ve kağıt sanayinde kullanılan sularda demirin varlığı istenmez. Çünkü, demir ürünler üzerinde leke bırakır. Ayrıca, evlerde de porselenlerin zamanla sararmasına yol açar. Toprak yapısından ve endüstriyel kirlenmeden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda demir değeri şöyledir:
          * TSE: 200 µg/I Fe
          * EC: 200 µg/I Fe
          * EPA:300 µg/I Fe

    21. Mangan:
    Etkileri demirinkine benzer.
    Çeşitli standartlarda mangan değeri şöyledir:
          * TSE: 0,05 mg/l Mn
          * EC: 0,05 mg/l Mn
          * EPA: 0,05 mg/l
          * WHO: 0,5 mg/l

    22. Bakır:
    Suda tat problemi yapmanın yanı sıra, uzun süre yüksek miktarlarda alınması karaciğer ve böbreklerde tahribata yol açar. Hastane ve çamaşırhanelerde de istenmez. Öte yandan, diğer metallerin aşınmasını hızlandırır. Sudaki bakır, kaplama sanayi atıklarından, alg ile mücadele programı çerçevesinde rezervuarlara atılan bakır süIfattan, tarım ilaçlarından kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda bakır değeri şöyledir:
          * TSE: 2000 µg/I Cu
          * EC: 2000 µg/I Cu
          * EPA: 1000 µg/I

    23. Çinko:
    içme suyunda en fazla bulunabilmesine izin verilen metal iyonudur. insan sağlığı açısından önemli bir zararı yoktur. Hatta, suda bir miktar bulunması istenir. Zira, çinko vücut sağlığı için önemli bir mineraldir. Özellikle deri ve saç hücreleri yönünden önem taşır. Suda fazla bulunması halinde suya opalimsi bir görüntü verir. Sudaki çinko metal kaplama sanayinden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda çinko değeri şöyledir:
          * TSE: 5000 µg/I
          * EPA: 5000 µg/I

    24. Fosfor:
    Taş yapma potansiyeli vardır. Fosforun göllerde bulunması göl yaşamı için önem taşır ancak, aşırı fosfor, göllerde alglerin aşırı çoğalmasına yol açar. Aynı zamanda fosforun varlığı, başka parametrelere dikkat çeker. İzlenmesi gereken bir parametredir. Evsel atıklardan, gübrelerden ve endüstriyel atıklardan kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda fosfor değerleri şöyledir:
          * TSE: 400-5000 µg/I
          * EC: 400-5000 µg/I

    25. Florür:
    Suda aşırı miktarda bulunması kemik ve diş sağlığını olumsuz yönde etkilerken, az bulunması halinde ise diş sağlığını olumsuz etkilemektedir. ABD'de suya flor bileşikleri katılarak bu etki bertaraf edilir. Sudaki florün varlığı, suya flor katılmasından, alüminyum sanayinden ve gübrelerden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda florür değeri şöyledir:
          * TSE: 1500 µg/I
          * EC: 1500 µg/l
          * WHO:1500 µg/l
          * EPA: 700 - 2400 µg/l

    26. Askıdaki Katı Maddeler (AKM):
    Suda AKM bulunması tat ve koku problemi oluşturabilir. Yani öncelikle estetik açıdan önemlidir. Öte yandan bu tür maddeler içeren sulara, içeriklerinin bilinmemesi nedeniyle kuşkuyla yaklaşılmalıdır. Evsel ve endüstriyel atıklardan, bitki bozunma ürünlerinden ve yağışlardan kaynaklanabilir. İSKİ, İSKİ AKM için TSE standardını kullanmaktadır.
          * TSE: 1 mg/l

    27. Baryum:
    Kemikler üzerinde olumsuz etkiler göstermektedir. Kemiklerde kalsiyum ile yer değiştirerek önemli deformasyonlara yol açar. Kan basıncını arttırır. Suda baryum varlığı, metal saflaştırma işlemlerinden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda baryum değeri şöyledir:
          * TSE: 300 µg/l
          * WHO: 700 µg/l
          * EPA: 1 µg/l

    28. Arsenik:
    Çok iyi bilinen bir zehirdir. Suda yüksek miktarlarda bulunması doku bozulmalarına, dolaşım sistemi problemlerine yol açar ve ayrıca kanser riskinin yükselmesine sebep olur. Fizyolojik olarak protein yapısını bozduğu iddia edilmektedir. Sudaki arsenik varlığı, endüstriyel faaliyetlerden ve tarım ilaçlarından kaynaklanmaktadır.
    Çeşitli standartlarda arsenik değeri şöyledir:
          * TSE: 0,05 mg/l
          * EC:O,O1 mg/l
          * WHO: 0,05 mg/l
          * EPA: 0,05 mg/l

    29. Kadmiyum:
    Kadmiyum vücuttaki bütün hücreleri tahrip etmektedir. Özellikle böbrek ve karaciğerde önemli tahribatlar yapmaktadır. Çeşitli endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır ve toprağa geçerek yeraltı sularına karışabilir.
    Çeşitli standartlarda kadmiyum değeri şöyledir:
          * TSE: 0,005 mg/l
          * EC:0,005 mg/l
          * WHO: 0,005 mg/l
          * EPA: 0,01 mg/l

    30. Siyanür:
    Sinir sistemi ve tiroit bezi üzerinde önemli sorunlar yaratır. Çok iyi bilenen zehirlerden biridir. Sudaki canlı yaşamı için son derece tehlikelidir. Çeşitli endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır. Bazı meyvelerin çekirdekleri (kayısı çekirdeği, şeftali çekirdeği gibi) siyanür bileşikleri içermektedir.
    Çeşitli standartlarda siyanür değeri şöyledir:
          * TSE: 50 µg/l
          * EC: 50 µg/l

    31. Krom:
    En önemli problemi deride alerji yapmasıdır. Zehirli olan bileşikler daha çok +6 değerli bileşiklerdir. Sudaki krom, çeşitli endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanmaktadır.
    Çeşitli standartlarda krom değeri şöyledir:
          * TSE:0,05 mg/l
          * EC: 0,05 mg/l
          * EPA: 0,05 mg/l
          * WHO: 0,05 mg/l

    32. Cıva:
    Sinirleri tahrip eden bir zehirdir. Ağız ve diş etlerinde tipik yaraların meydana gelmesine, böbreklerin tahrip olmasına neden olmaktadır. Vücuttan atılması zor olduğu için kronik zehirlenmelere yol açar. Endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda cıva değeri şöyledir:
          * TSE: 0,001 mg/l
          * EC: 0,001 mg/l
          * EPA: 0,002 mg/l
          * WHO: 0,001 mg/l

    33. Gümüş:
    Fazla miktarda gümüş iyonları vücuda alındığında cilt mavi-gri bir görünüm alır. 0.4-1 mg/l'lik konsantrasyonlar böbrekte, karaciğerde, dalakta hastalık yapıcı değişikliklere yol açar.
    Çeşitli standartlarda gümüş değeri şöyledir:
          * TSE: 0,01 mg/l
          * EPA: 0,05 mg/l

    34. Kurşun:
    Kurşunun insan metabolizması üzerindeki en önemli problemi, kan basıncını arttırması, böbrek tahribatı, dişlerde siyahlaşma, kanda ve idrarda kurşun miktarının yükselmesi şeklinde sıralanabilir. Ayrıca, kemiklerde kalsiyumun yerine geçerek kurşun fosfat şeklini alır ve buradan da kana geçmeye devam eder. Dolayısıyla, kemik yapısını bozar. Sudaki kurşun varlığı endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanmaktadır.
    Çeşitli standartlarda kurşun değeri şöyledir:
          * TSE: 0,05 mg/l
          * EC: 0,01 mg/l
          * EPA: 0,05 mg/l
          * WHO: 0,05 mg/l

    35. Antimon:
    Yapı bakımından arseniğe benzer ve fizyolojik etkisi de aynıdır. Kanda kolesterol düşer ve kan şekeri yükselir. Endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda antimon değeri şöyledir:
          * TSE: 0,01 mg/l
          * EC: 0,005 mg/l
          * EPA: 0,006 mg/l
          * WHO: 0,005 mg/l

    36. Selenyum:
    Eser miktarda vücutla olması gereken bir ağır metaldir. Fazla alınması durumunda tırnaklarda ve saçlarda dökülmeler, kırılmalar, duygu kaybı şeklinde kendini gösterir. Kanserojen etkisi vardır, diş tahribatlarına yol açar. Endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanır.
    Çeşitli standartlarda selenyum değeri şöyledir:
          * TSE: 0,01 mg/l
          * EC: 0,01 mg/l
          * WHO: 0,01 mg/l
          * EPA: 0,01 mg/l

    37. Pestisitler:
    Pestisit adı altında çok sayıda madde vardır: insektisitler (böcek öldürücüler), herbisitler (yabani ot öldürücüler), fungisitler (mantar öldürücüler), algisitler (alg öldürücüler) gibi. Ayrıca, inorganik bileşiklerden de bu sınıfa giren maddeler vardır: Bakırsülfat, 5H20 (göztaşı), As203 (zırnık, sıçan otu) gibi. DOT, aldirin, dieldirin, lindan gibi klorlu hidrokarbonlar, paration, malation gibi organofosforlu bileşikler de bu gruba dahildir. Bunların organizmalardaki etkileri çok çeşitlidir. Sularda öncelikle tat ve ko ku problemi yaparlar. Vücutla birikerek karaciğerde, böbreklerde, sinir sisteminde, kan dolaşımı sisteminde, beyinde önemli hasarlar yaparlar. Kanserojendirler.
    Çeşitli standartlarda pestisit değeri şöyledir:
          * TSE: 0.1 µg/l

    38. Dezenfeksiyon yan ürünleri:
    Trihalometanlar (THM): Klorla yapılan dezenfeksiyonun yan ürünleridir.
    Çeşitli standartlarda THM değeri şöyledir:
          *TSE: 150 µg/l
          * EC: 100 µg/l
          *WHO: maksimum toplam 460 µg/l
          * EPA: maksimum toplam 80 µg/l

    39. Bromat:
    Ozonla yapılan dezenfeksiyonun yan ürünüdür. Bunların su ile alınması durumunda karaciğer, böbrek, merkezi sinir sistemi tahribatı ortaya çıkabilir; ayrıca kanser riski taşımaları da söz konusudur.
    Çeşitli standartlarda Bromat değeri :
          * EC : 25 µg/I
          * TSE:10 µg/I



    TSE : Türk Standartları Enstitüsü (TS-266)
    EC : European Commission (Avrupa Komisyonu)
    WHO : World Health Organization (Dünya Sağlık Örgütü)
    EPA : U.S. Environmental Protection Agency (A.B.D. Çevre Koruma Ofisi)


    Kaynak : İSKİ

    İÇME SUYU KALİTE PARAMETRE DEĞERLERİ
    (Kabul Edilebilir Maksimum Değerler)

    STANDARTLAR

    TSE 266
    Türk Standartları Enstitüsü

    EC
    Avrupa Birliği

    WHO
    Dünya Sağlık Teşkilatı

         

    Mikrobiyolojik EMS/100 mL

    Toplam Koliform 

    0

    0

    0

         

    Escherichia Coli (E. Coli)

    0

    0

    0

         

    C.perfringens

    0

    0

    0

         

    Enterokok

    0

    0

    0

         

    Kimyasal mg/L

    Nitrat (NO3)

    50

    50

    50

         

    Nitrit (NO2)

    0.50

    0.50

    0.50

         

    Bor (B)

    1

    2

    2

         

    Nikel (Ni)

    0.02

    0.02

    0.02

         

    Arsenik (As)

    0.01

    0.01

    0.01

         

    Kadmiyum (Cd)

    0.005

    0.005

    0.003

         

    Krom Toplam (Cr)

    0.05

    0.05

    0.05

         

    Florür (F)

    1.50

    1.50

    1.50

         

    Kurşun (Pb)

    0.01

    0.01

    0.01

         

    Siyanür (CN)

    0.05

    0.05

    0.07

         

    Bromat (Br)

    0.010

    0.010

    0.025

         

    Benzen (C6H6)

    0.001

    0.001

    0.010

         

    Selenyum (Se)

    0.010

    0.010

    0.010

         

    Antimon (Sb)

    0.005

    0.005

    0.005

         

    Bakır (Cu)

    2,0

    2,0

    2,0

         

    Gösterge mg/L

    pH (pH)

    6.5-9.5

    6.5-9.5

    6.5-8.5

         

    Renk(Co-Pt birimi)

    20

    20

    15

         

    Bulanıklık(NTU birimi)

    5,0

    4,0

    5,0

         

    İletkenlik 20' (uS/cm)

    2500

    2500

    2500

         

    Koku

    Kokusuz

     

     

         

    Demir (Fe)

    0.2

    0.2

    0.3

         

    Mangan (Mn)

    0.05

    0.05

    0.10

         

    Alüminyum (Al)

    0.20

    0.20

    0.20

         

    Amonyum (NH4)

    0.50

    0.50

    1.50

         

    Sodyum (Na)

    200

    200

    200

         

    Klorür (Cl)

    250

    250

    250

         

    Sülfat (SO4)

    250

    250

    250

         

    Sertlik(CaCO3)

     

     

    500

         


     


     

     
  • Saf su nedir?

    Saf su nedir?

    Saf su içinde önceden var olan minerallerin, damıtma gibi yöntemlerle, alınmış olduğu sudur. Saf su içinde özellikle çocuklar ve yaşlılar için gerekli olan, kalsiyum, magnezyum, bikarbonat, sülfat, klorür gibi mineraller bulunmaz. Sertlik değeri çok düşük olan sular, (örneğin yağmur suyu) bir tür saf su sayılır.

    İyonlarından ayrıştırılmış saf suya deiyonize su denir.

    Deiyonize kriterindeki su organik veya inorganik bileşenler barındırabilme ihtimali olan fakat iyonlarından ayrıştırılmış sudur. Yani ultra saf su deiyonizedir fakat deionize (iyonsuzlaştırılmış) tamamen saf olmayabilir. Bunun için kriter olarak iletkenlik kullanılır.



    Suyun içinde çözünmüş ve kararlı olmayan elementler iyon olarak elektriksel yük taşır. İletkenlik değeri evrensel olarak siemens-metre birimiyle ölçülür.

    Birim büyüklüğü olarak mikrosiemens kullanılır. Diğer kullanımları: microSiemens-centimeters, µS-cm,  µS, microS, microsiemens...

     Bu değerler 3 ayrı kategoride incelenir.

    • 0 - 0,065 arası: ultra saf su, 1. kalite
    • 0,065 - 10 arası: genel saf su, 2. Kalite
    • 10 - 30 arası: 3. kalite

    Saf suyun özellikleri arasında en önemlisi mineralleri de dahil içerisindeki tüm maddelerden ayrıştırılmış olmasıdır. Saf su genellikle 70 - 80 dereceye kadar ısıtılan suyun buharının yoğunlaştırılarak ayrı bir kaba aktarılmasıyla elde edilir, bu işleme distilasyon ya da damıtma adı verilir.

    İçme suyu kaynak olarak alındığında reverse osmosis, deiyonizasyon, damıtma (distilasyon), iyon değişimi, filtreleme ve diğer uygun metotlar kullanılarak saf su üretilmektedir.

    Saf suyun evlerde, sanayide ve tıpta pek çok kullanım alanı vardır. Uçak motorlarından akvaryumlara, otomobillerin akülerine kadar heryerde saf su kullanımına rastlayabiliriz. Otomotiv sektörü, kozmetik endüstrisi, tekstil sektörü, içecek ve alkollü içecek endüstrisi de saf suyun kullanıldığı yerlerdendir. Hava nemlendirici cihazlar, uyku apnesi hastaları için kullanılan cihazlar ve soğutma sistemlerinde de saf su vardır. Tıpta enjeksiyon esnasında kullanılan ilaç çoğu zaman saf suyla inceltilerek uygulanabilir. Buharlı ütülerde de saf su kullanılır. Bazı laboratuvar çalışmaları ya da endüstriyel işlemler iki kere damıtılmış saf su gerektirebilir.

    Deniz suyundan başka su kaynağının olmadığı kurak yerlerde ya da su kaynaklarının çok kirliği olduğu yerlerde arıtma yoluyla elde edilen saf su içme suyu olarak da kullanılır. Saf su elde etme işlemi sudaki sodyum, kalsiyum, demir gibi önemli mineralleri yok ettiği için saf suyun içme suyu olarak kullanımı tartışmalıdır, bazıları sağlıklı olduğunu iddia etse de bazı doktorlar ve bilim insanları ise saf suyun içme amaçlı tüketiminin sağlıksız olduğunu belirtmektedir. İçme suyu amacıyla kullanılacak saf suya bazen dışarıdan mineraller eklenebilir.

    Saf Suyun Özellikleri

    Saf suyun içiminin tek avantajı içerisindeki virüs ve bakterilerden arınmış olmasıdır. Bağırsak enfeksiyonu gibi durumlarda tercih edilebilir ya da normal içme suyunun yanı sıra iki günde bir saf su bir bardak tüketilebilir. 

    Saf suyun kokusu, tadı ve rengi yoktur. Günümüzde daha düşük maliyetli olduğu için endüstride saf su yerine deiyonize su da kullanılmaya başlanmıştır. Sertlik derecesi oldukça düşük olan yağmur suyu da bir çeşit saf su sayılır.  

    Saf suyun bir özelliği de iletken olmamasıdır. Saf su elektrik akımının iletilmesini sağlayan serbest elektronları içermez, elektriği iletmez, yani nötrdür. 

    Saf suyun değerleri şu şekilde olmalıdır:

    Sıcaklık: 20 c

    Bulanıklık: <5

    Koku: Yok

    Tuzluluk: 0

    TDS (PPM): 0.01

    Karbonat (CO): <0.01

    Bikarbonat (HCO): <0.01

    Klorür (CL): <0.01

    Nitrat (NO): <0.3

    Sülfat (SO): <0.01

    Fosfat (PO): <0.01

    Kalsiyum (CA): <0.01

    Potasyum (K): <0.01

    Magnezyum (MG): <0.01

    Sodyum (NA): <0.01

    Demir (FE): <0.01

     

  • Su hakkında tecrübelerimiz ve bilgiler

    Su Nedir ?

    Su nedir sorusuna öncelikle canlılar için hayati öneme sahip olan sıvı cevabını verebiliriz. Su kohezyon özelliğine sahip olan, renksiz, tatsız ve kokusuz sıvı bileşiktir. 2 adet Hidrojen atomu ve 1 adet Oksijen atomundan oluşur. En küçük canlıdan, en büyüğe kadar tüm canlıların biyolojik yaşamlarını ve faaliyetlerini sağlayan bir sıvıdır. Yanıcı özelliği bulunmadığı gibi, ateşi söndürme özelliği bulunduğundan, yangınlarda fayda sağlar.  Yeryüzünün %70'i sulardan oluşur. Bu suların az bir kısmı kullanabilir özelliklere sahiptir. Bu suların %2,5'luk oranı içilebilmekte ve

    Suların Sertliği

    Suların sertliği, sularda bir çok değişik bileşikler çözünür bunlar ise mg/1 diye ölçülür, karbonat, kalsiyum oksit, kalsiyum ya da kalsiyum çeşidinden ifade edilerek toplanabilir. Çözülen bu bileşiklerden genellikle kalsiyum ve magnezyum gibi  iki ayrı oksidasyon değerli olan iyonlardır. Sabunun kuvvetini keserek köpürme gücünü azaltırlar. Isıtıcılarda, sıcak su borularında, buhar kazanlarında ve çaydanlıklarda kireçlenmelere neden olur. İyonların sabunla birlikte köpürmeye yönelik direnme gücüne sertlik denir. Bu nedenle sabun sertliğini ölçebilmek için mutlaka bir ölçek olmalıdır.

    Sabun suda ki sertlik çökelti; 2C17 H35 COONA++=(C17H35COO) 2 M+ Na +

    Denklemde de görüldüğü gibi, suyun sertliğini meydana getiren iyonları, sabun, içine alarak çökeltip köpürmeye başlar. Bu duruma göre suda bulunan iki değerli iyonlar çok ise, değişik bir sözle anlatacak olursak suyun sertliği olabildiğince fazla ise, sabun kullanımı ve buhar kazanları, sıcak su boruları, kullanılan diğer su ısıtıcılarında taş tutma olayı yani kireçlenmeler daha da çoğalacaktır. Bu nedenle gerek fazla sabun tüketimi ve suların temparatür değişikliği, kireç tutması, ekonomik olan temizleme ve ısıtma işlerinin zorlaştırılması nedeni ile su sertliğinin çözümü nedeni ile araştırılmaya değer.

    Sertliğe neden olan katyonlar: Ca. Mg. Sr. Fe. Mn

    Sertliğe neden olan Anyonlar: HCO3-- SO4-- C1-- SLO3-- 

    Suyun sertliğine neden olan katyon ve bunlarla aynı dengede bulunan anyonlar.
    Yeryüzüne inen yağmur suları bile sularda yer alan fazla miktarlardaki solitleri çözmeyi başaramaz. Suda bulunan çözünürlük özelliği toprakta bulunan bakterilerin etkeni ile hasıl olur.

    Yağmur suyu ile hasıl olan bakterilerin etkisi; CO2 + H2O.......... H2 CO3.......H+ +HCO3-

    Genel anlamda sert sular, kalker bulunan ve üst toprağın çok yoğun olduğu alanlarda yer alır. Buna karşılık olarak yumuşak ve gevşek toprak kalker bulunmayan yerlerde daha çok mevcuttur. Suların sert oluşu insan sağlığına kesinlikle hiç bir etki yapmaz ve sağlık sorununa neden olmaz. Ancak sert sular temizlik işlerinde ve genel bakımda sabun ve deterjan sarfiyatın de bulunmamıza yol açar.

    Su Sertliklerinin Sınıflandırılma Aşaması

    Su sertlikleri her bölgede farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Buda bulunulan ortamın jeolojik yapısı ile alakalıdır. Yer altı suları yüzey sularına göre daha serttir. Su sertlikleri genel olarak 10ppm CaCO3'den itibaren 1800 ppm CaCO3'e kadar farlılık gösterebilir.

    Suların sertlik Dereceleri Şu Şekilde İfade Edilebilir

    • 0=75: ppm CaCO3 yumuşak kıvamlı
    • 76=150: ppm CaCO3 orta sertlikte
    • 151=300: ppm CaCO3 sert kıvamlı
    • 300 ve yukarısı ise ppm CaCO3 olması gerekenden fazla sert

    Suyun Ph Değeri

    pH değeri herhangi bir çözeltinin asitlik veya bazlık durumunu ifade eden ölçü birimidir. Çözeltilerin pH değeri 0 ile 14 arası değişmektedir. 0 - 7 arası asidik, 7- 14 arası ise bazik çözelti anlamına gelmekte olup, 7 nötrdür.

    Suyun pH derecesi de 0'dan 14'e kadar olan değerleri almaktadır. 0 - 7 arası asidik, 7 nötr ve 7 - 14 arası alkali su olarak adlandırılmaktadır. Saf suyun pH derecesi 7'dir. Suyun asidik özellik göstermesi içeriğinde fazladan karbondioksit bulunması, alkali özelliği göstermesi ise fazladan kalsiyum bikarbonat ve alkali tuzları içerdiği anlamına gelmektedir. Ayrıca içeriğinde potasyum, kalsiyum ve magnezyum bulunması suyun asitlik derecesini düşürmektedir. Hafif alkali sular, insan sağlığı açısından daha verimli ve faydalıdır.

    Doğada bulunan kaynak sularının pH değerleri içerdikleri maddelere göre oldukça farklılık göstermektedir. Suyun pH derecesi içerdiği hidrojen iyonu derişimine bağlıdır. Hidrojen iyonu derişiminin on kat değişmesi, pH değerinin bir birimlik değişimine karşılık gelir.

    Hem doğal kaynaklarda hem de içme sularında suyun pH değeri hafif alkali veya nötr olmalıdır. Özel olarak, kaynak sularında en uygun pH değeri 6,5 ile 8,5 arası, içme sularında ise 6,5 ve 9,2 arası olmalıdır. Doğal kaynak suları için yasal düzenleme gereği kullanım izin aralığı 4,5 ile 9,5 arası olarak belirlenmiştir.

    İdeal suyun pH değerinin yanında sertlik derecesi de sağlık açısından oldukça önemlidir. Sertlik derecesi suyun içeriğinde bulunan magnezyum ve kalsiyum miktarlarının toplamıdır. Az miktarda kalsiyum ve magnezyum içeren sular yumuşak olarak tanımlanır ve içimi oldukça iyidir. Fakat, vücuda yeteri miktarda mineral alınmamasına sebep olur. Türkiye'de kullanılan içme sularının sertlik dereceleri genel olarak azdır. Suyun sertlik derecesi gibi suyun pH değeri de kalsiyum ve magnezyum değerlerine bağlıdır. 

    Avrupa Birliği, içme suyu için 15 (FS) sertlik derecesini, Dünya Sağlık Örgütü ise 10 (FS) sertlik derecesini tavsiye etmektedir. En ideal içme suyu pH değeri ise 7,5 ve 8,5 arasıdır

    Deiyonize Su Nedir?

    Tanım: İyonlarından ayrıştırılmış saf suya deiyonize su denir.

    Deiyonize kriterindeki su organik veya inorganik bileşenler barındırabilme ihtimali olan fakat iyonlarından ayrıştırılmış sudur. Yani ultra saf su deiyonizedir fakat deionize (iyonsuzlaştırılmış) tamamen saf olmayabilir. Bunun için kriter olarak iletkenlik kullanılır.

    Suyun içinde çözünmüş ve kararlı olmayan elementler iyon olarak elektriksel yük taşır. İletkenlik değeri evrensel olarak siemens-metre birimiyle ölçülür.

    Birim büyüklüğü olarak mikrosiemens kullanılır. Diğer kullanımları: microSiemens-centimeters, µS-cm,  µS, microS, microsiemens...

     Bu değerler 3 ayrı kategoride incelenir.

    • 0 - 0,065 arası: ultra saf su, 1. kalite
    • 0,065 - 10 arası: genel saf su, 2. kalite
    • 10 - 30 arası: 3. kalite


    Üretimi için RO ve reçineler kullanılır. Ayrıca yeni yöntem olarak elektrodeiyonizasyon (electrodeionization) ucuz ve kolay bir sistemdir. Detaylı bilgi için "üretim yöntemleri" yazısına bakabilirsiniz.

    Sanayide elektriksel özelliklere karşı hassas olan cihazlar için kullanılır.
    Tel erozyon tezgahları üzerinde direnç olarak gösterilen (MegaOHM) ve iletkenliğin tersi olan birim deiyonize suyla artar ve makinenin hızlı ve verimli çalışmasını sağlar.
    Parfüm, yangın söndürme ve benzeri kimyasalaların üretiminde sprey etkisiyle iyonların bozunmaya yol açmaması için tercih edilir.
    Buhar ve ısıtma - soğutma suyu çevrimlerinde metalle temas eden yüzeyin oksitlenmemesi için iyonsuz su koyulabilir.

    Atık Suların Arıtılması

    Atık suların arıtılması, günlük hayatta evsel veya endüstriyel ihtiyaçlar doğrultusunda kullanılan içilebilir suların belirli teknik aşamalardan geçirilerek tekrar kullanımını sağlama sürecine verilen addır. Atık suları arıtmak için kullanılan yöntemler genellikle üç ana başlık altında toplanabilir :

    • Fiziksel arıtım
    • Kimyasal arıtım
    • Biyolojik arıtım

    Bu üç ana başlık haricinde ileri arıtma metotları adı altında toplanan daha karmaşık işlemler de kullanılmaktadır. 

    Atık suların arıtılması için kurulacak tesisler ve arıtma yöntemleri tamamen bölgeseldir. Tesis kurulumu için tüm maliyetler ve elde edilecek su miktarı hesaplandıktan sonra optimum çözüm yöntemi uygulamaya konur. 

    1 - Fiziksel Arıtım Yöntemleri

    Bu yöntemde herhangi bir kimyasal ayırıcı madde veya bakteri kullanılmaz. Atık su pompalar aracılığıyla belirli fiziksel yapılar içerisinden geçirilerek kısmen temizlenir. Bu süreçte kullanılan malzemeler şekildedir :

    Izgaralar : Bu sistemler su içerisindeki katı maddeleri süzmek amacıyla birincil olarak kullanılır. Kaba ızgaralarda çubuklar arası 4 cm ve daha fazla, ince ızgaralarda ise 1.5 - 3 cm arası olur. 

    Elekler : Bu sistemler ızgaralarda tutulan katı cisimlerden çok daha incelerini ayırabilmek için tasarlanmışlardır. Sabit ve döner olmak üzere iki ana çeşidi bulunmaktadır. Aralık bakımından üçe ayrılırlar : Kaba elekler (5 - 15 mm), ince elekler (0.25 - 5 mm), mikroelekler (0.020 - 0.035 mm).

    Kum Tutucular : Adından da belli olacağı üzere ızgaralardan ve eleklerden kurtulabilen parçaları ayırmak için kullanılan son adımdır.

    Kum tutucuların tesise göre çok farklı tipleri bulunmaktadır. 

    2 - Kimyasal Arıtım Yöntemleri

    Atık su arıtılmasında uygulanan fiziksel yöntemler ile suda çözünen maddeler ayrıştırılamamaktadır. Bu aşamada devreye kimyasal arıtma yöntemleri girer.

    Nötralizasyon : Bu aşamada biyolojik arıtmanın etkili olabilmesi için, fiziksel arıtma yönteminden geçen atık suyun pH değeri ayarlanır. 

    Koagülasyon - Flokülasyon : Bu aşamaya gelen atık su, içine karıştırılan kimyasalların homojen ve hızlı bir biçimde dağılması işlemine sokulur.

    3 - Biyolojik Arıtma Yöntemleri

    Biyolojik atık su arıtma yöntemleri aerobik ve anaerobik olmak üzere ikiye ayrılır. Bu aşamada suyun içinde bulunan biyolojik olarak ayrılabilen maddeler, mikroorganizmalar tarafından besin olarak kullanılır. Bakterilerin yaşam döngülerine göre alınan besin, kendilerine enerji sağlar ve aynı zamanda ortaya çıkan yan ürünler de atmosfere gaz olarak salınır. 


    Atık suların arıtılması insanlığın yerleşik hayata geçmesi ve nüfus yoğunluğunun artması sonucunda çözülmesi gereken esas problemlerden biri haline gelmiştir. Popülasyon oranının sürekli fazlalaşması sonucunda problemin büyüklüğü ve ciddiyeti her geçen gün katlanarak artmaktadır. Doğada, herhangi bir şekilde insan müdahalesi olmadan gerçekleşen su döngüsü arıtma işinin gerçekleştirmektedir. Fakat, bu döngü sonucunda tüm popülasyonun yararlanabileceği ve problemi çözebilecek kadar temiz su elde edilememektedir. Bu nedenle insanoğlunun kirlettiği suyu tekrardan kullanabilecek hale getirmesi gelecek kuşaklar için oldukça fazla önem arz etmektedir.